|
|
Tıpkı benim gibi kimsesiz mektuplar biriktiriyorum sana defterlerimde... Hepsi de sahipsiz, hepsinin boynu bükük. Kime yazıldıkları apaçık belli olsa da, adın daha ilk satırda anlaşılsa da; senin bunlardan haberin yok ne fayda...
Sana yazıyorum; sen hiç bilmesen de haftalardır, aylardır, yıllardır ben hep sana yazıyorum.. Sensiz kaldığım o ilk günden beri bu içinde yaşadığım derin boşluk mahvediyor beni.. Sevgisizlikten ölüyorum! Öylesi muhtacım saçımı okşayacak bir ele. Hep yalnızım ben.. Hiçbir şey değişmedi. Sen varken herşeyim sensin, senden başka hiçkimsem yok derdim sana; doğruydu! Sen artık yoksun ama hala çok şey değişmedi; hala herşeyim sensin, sadece ben sensizim...
Kısacık ömürlere bu kadar acı nasıl sığabiliyor diye düşünüyorum bazen... İnsan bu yaşında nasıl olup ta bu kadar yalnız kalabiliyor? Ben nerede yanlış yaptım diye düşünüyorum sık sık. Hiçbir karşılık beklemeden sevmek, sevgim için herşeyden ve hatta kendimden bile vazgeçmek miydi suçum? diye soruyorum kendime..
Bu dünyada böyle sevilmeye değebilecek kimse yok muydu gerçekten? Hayır! İşte buna inanmıyorum. Sen vardın bu dünyada herşeyin en güzeline, sevginin en delisine layık olan... Artık yoksun ama değişen bir şey yok; hala uğrunda seve seve canımı verebileceğimsin... Peki ben hayatım boyunca bir kez olsun gerçekten sevilip, mutlu olamayacak kadar kötü müydüm? Herkes doğru, bir ben mi yanlıştım bu dünyada? Değildim belki ama, hayat bana hep öyleymişim gibi davrandı!
Bilmiyorum, benim de değerini bilemediğim şeyler, geri çevirdiğim fırsatlar olmuştur belki ama; ben hep gerçek mutluluğun ve sonsuz aşkın peşinde oldum. Sonsuz aşkı sende buldum ama mutlu olamadım! Tanrı insana istediği herşeyi vermezmiş şu hayatta. Kimine fazlasıyla mutluluk, kimine ise mutluluğun anahtarı olduğuna inanılan para.. Oysa benim mutluluğum her zaman paranın satın alamayacağı değerlerde gizliydi. Mutluluk benim için sendin! Peki ne oldu sonunda?
Seni; hayatımın ışığını, ömrümün ilk ve son baharını kaybettim.. Neden? Kader miydi bu da? Tıpkı diğer mutsuzluklarım ve acılarım gibi bu da mı kaderdi? Nasıl bir kaderim var benim? Yüzümü yıllardır güldürmeyen, yüreğimden acıyı, gözlerimden yaşı eksik etmeyen nasıl bir kaderim var?
Eğer başıma gelen tüm acılar gibi bu ayrılık da bana revaysa sevgilim, eğer ben bunu hakediyorsam sana göre; o zaman diyecek hiçbir sözüm, hiçbir itirazım yok.. Zulümüne de razıyım, ölümüne de.. Nasılsa alıştım yıllardır bir başıma, sevgisiz yaşamaya. Sensizliğe belki asla alışamam ama, gün gelir alışırım bu acıyla da yaşamaya..
Hayat zaten bana hep yalan söyledi! Benim düşlediklerim, masallarda dinlediklerim böyle değildi. Hoşçakal masal prensim, çocukluğuma dair tek gerçeğim;
Mutlu ol, mutlu kal...
|
|